Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Apple CEO su Tim Cook tan Türkçe Taziye


Dün gece Kuruçeşme’deki dünyaca ünlü eğlence mekanı Reina‘ya yapılan saldırıda 39 kişi hayatını kaybederken 65 kişi yaralandı.

Saldırı sonrası dünyadaki çeşitli ülkelerden ve uluslararası kurumlardan İstanbul için destek mesajı geldi.

Apple CEO’su Tim Cook, saldırının hemen ardından konuyla ilgili Twitter’dan yayınladığı Türkçe mesajda, “Sevgili Türkiye, acınızı ve üzüntünüzü paylaşıyoruz. İstanbul, kalbimiz sizinle” diyerek desteğini belirtti.

Google Gboard Klavye Özelliği Android e de Geliyor


#GoogleGboard #GboardKlavye

Geçtiğimiz mayıs ayında iOS kullanıcılarına sunulan Google Gboard Klavye Özelliği adnroid kullanıcıları için son güncellemelerde yerini bulmaya başladı. 6-7 ay kadar güncelleme için bekleyen Android kullanıcıları yeni özellikleri ile artık çok daha renkli yazışmalar yapabilecekler.

Google Gboard Klavye Nedir?


Google Gboard Klavye yazışma ekranında kullanıcıya google arama, gif ya da emoji arama özelliği sunarak bunları yazışmalarına dahil ederek çok daha zengin içerikler ile yazışmalarını yapmalarını sağlıyor. Ayrıca Google Gboard Klavye entegre edilebilir uygulamalar arasında seçim de yaparak kalıcı geliştirmeler de yapma şansı sunan bir özellik gibi.

Ne Anlama Geliyor?


Bu bana direk msn dönemi smile sitelerinin revaçta olduğu zamanları hatırlattı. Smile yamaları, font yamaları msn pc kullanıcılarının şimdiki orta yaşlı ya da ihtiyar webcilerin aşina olduğu uygulamalar ve güzel bir nostalji uygulaması bizleri bekliyor gibi. Diğer yandan Google Gboard Klavye uyumlu smile arşivi siteleri ve Google Gboard Klavye uyumlu uygulama siteleri yeni bir alan arayan girişimciler için denenmeye değer gibi görünüyor.

GÖKTÜRK-1 uydusu fırlatıldı



Türk Silahlı Kuvvetlerinin hedef istihbaratına yönelik ihtiyacını, coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü ile karşılayacak GÖKTÜRK-1 uydusu fırlatıldı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hedef istihbaratına yönelik ihtiyacını, coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü ile karşılayacak GÖKTÜRK-1 uydusu, Fransız Guyanası'ndan fırlatıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı ev sahipliğinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) Akıncı tesislerinde düzenlenen törende, fırlatma anı canlı izlendi

ÖKTÜRK-1, hem sivil hem de askeri uygulamalar için çok yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri sağlayacak ve bu özellikleriyle en gelişmiş sistemlere sahip keşif, gözetleme uyduları arasındaki yerini alacak. 

GÖKTÜRK-1 Projesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığının projesi olarak, TAI, ASELSAN, TÜBİTAK, Ulusal Elektroni̇k ve Kri̇ptoloji̇ Araştırma Ensti̇tüsü, ROKETSAN, TR TECNOLOGY gibi Türk ortaklarının katılımı ve Thales Alenia Space sorumluluğunda yürütüldü. Yakıtsız yaklaşık bin 70 kilogram kütleye sahip GÖKTÜRK-1, yüksek çözünürlüklü optik kamerayla, güneş eş zamanlı yörüngede görev yapacak..

2012'de fırlatılan GÖKTÜRK-2'den sonra ikinci askeri uydu olma özelliğini taşıyan ve geliştirme, üretim ve test faaliyetlerine 19 Temmuz 2010'da başlanan GÖKTÜRK-1 uydusu, TSK'nın hedef istihbaratına yönelik ihtiyacını, coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyanın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsü ile karşılayacak.

Görüntü çözünürlüğü ve kapasitesi, veri indirme hızı, manevra kabiliyeti ve gelişmiş yer sistem özellikleri ile GÖKTÜRK-1 uydusu, GÖKTÜRK-2 uydusuyla beraber Türkiye'nin uzaydaki gücünü artıracak.

Yörünge testleri ve kabul aşamalarının tamamlanması sonucunda envantere alınacak olan GÖKTÜRK-1 uydusu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde teşkil edilmiş olan Keşif Uydu Tabur Komutanlığı tarafından komuta ve kontrol edilecek.

Kaynak: AA

Tek kullanımlık tulum kullanım alanları

Belirli aralıklar ile blogumda ilerleyen teknoloji ile kalkan sektörlerden çok ilerleyen teknoloji sayesinde yeni oluşan iş alanları ve rabetin arttığı alanlara değinmeye çalışıyorum. Bu makalede tek kullanımlık tulumlar dan bahsedeceğim.

Geçmişte yalnızca kesim ve temizlik alanında kullanılan tek kullanımlık tulum ürünlerinin kimya sanayii ve giderek artan laboratuar çalışmmaları nedeni ile bu gibi steril ortamlarda kullanılmaya her geçen gün artarak devam ettiğini biliyormuydunuz. Özellikle benzeri steril ortamlarda kullan at ürünlere gün geçtikçe daha çok önem verilmekte ve iş güvenliği kanunları gereği kullanımı zoraki olarak artış göstermektedir.

Ancan diğer bir gerçek ise artan talebe yeterince rekaberin oluşacağı bir arz durumu oluşmamış gibi görünmekte. Keza makaleme kaynak teşkil etmesi için bir çok iş güvenliği sitesini gememe karşı tek kullanımlık tulum kullanım alanları hakkında en ufak bir listeye ulaşamadım. Bu noktada denetlemek ile yükümlü olan iş güvenliği merkezlerine de büyük sorumluluk düşmekte. Keza iş güvenliği uzmanı yetiştirmeye odaklanan bu şirketler her nedense toplumsal bilgilendirme konusunda en ufak bir sorumluluk almamaktalar. Ancak gerçek şu ki kanunlar ile bağlanan bu gibi sorumlulukları duyurma konusunda devlet kurumlarına yardım etmesi gereken yegane kurumlar eğitim ve sertifikasyon işlerinin yüklenen kurumlardır.

Bu noktada "En iyi biziz!" gibi sloganlar yerine web ortamında sundukları kurumsal sitelerinde oluşturavakları bir küçük bilgilendirme arşivi ile belkide extra bir kaç tane daha öğrenci kayıdına ulaşabilecek setifikasyon eğitim kurumları da bu fırsatı değerlendirecek kadar ihtiyaç sahibi değil anlaşılan. Bir reklama ya da afişe binlerce lira harcarken bir eğitmenlerine 1 gün ayırtarak yapılabilecek bu etkileşim fırsatını görmezden gelmek çok ilginç. Dışarıdan bir gözle bu yorumu yapmadan edemedim.

Google balonları, Hindistan a internet götürüyor


Google'ın gelişmemiş ükelerdeki kırsal kesimlere, hava balonlarıyla internet götürme projesi Project Loon, Hintli vatandaşlara hizmet sunmak amacıyla havalanmaya hazırlanıyor. Yetkililerle görüşme yapan Google, önümüzdeki aylarda ilk balonları uçurma amaçlarında.

Project Loon nedir?

Google'ın hava balonlarına interneti yayma misyonu yüklediği Project Loon, yerden 20km yüksekliğe çıkarak, en fazla 19 kilometrekarelik bir alana internet erişimi sağlamayı hedefliyor. Güneş enerjili pompalar ile balon uzaktan kontrol edilebilirken, 100 güne kadar havada kalabiliyor. Uydulardan alınan internet, özel sinyallerle WiFi olarak yere iletiliyor.

Elbette interneti kullanabilmek için, sinyalleri dönüştürmeye ihtiyaç var. Kırsal kesimlerde bu tür dönüştürücüler çok pahalı olacağı için, bütün yük operatörlerin omuzlarına biniyor. Operatörler, baz istasyonlarına özel dönüştürücüler yerleştirerek interneti alıyor ve sonrasında da abonelerine geniş bant olarak dağıtıyor. Elde edilen gelir de Google ve operatörler arasında pay ediliyor.

Hindistan

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan, analizlere göre 2020 yılında dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı haline gelecek. Bununla birlikte yaklaşık 880 milyon kişi kırsal kesimde yaşıyor ve internet erişimi çok kısıtlı. Bir süre önce Facebook, Free Basics projesiyle belirli sitelere ücretsiz erişim imkanı sağlamak için harekete geçmişti ancak yetkililer, haksız rekabet olacağı gerekçesiyle yasak getirmişti.

Google ise hükümetten destek gördüğünü ifade ediyor zira haksız rekabet oluşturacak bir konu yok. Merkezi yerlere ulaşan internet, Google'ın katkılarıyla aynı şekilde kırsal kesimlere ulaşıyor. Bedeli de tahsil ediliyor. Yani Google, bir nevi hükümete yardımcı oluyor. Firma, yeterli operatör desteği sağladıktan sonra deneme sürecine başlayacak.

5G nedir, hazır olduğunda bizi çok mu hızlandıracak?


Hızlı interneti hepimiz seviyoruz, bu yüzden dünyanın önde gelen tüm telekomünikasyon firmaları daha hızlı internet bağlantısı sunmanın yollarını arıyorlar. Telefonlarımız, saatlerimiz, evlerimiz ve otomobillerimiz, kopmayan, hızlı bir bağlantıya ihtiyaç duyuyor. Tüm bu cihazların ihtiyaç duyduğu bant genişliğini sunmak içinse yepyeni bir kablosuz ağ doğuyor:

5G

Kablosuz ağların geleceği 5G'den geçiyor. Peki 5G nedir ve hayatımızı nasıl kolaylaştıracak?

5G nedir?

5G'nin içindeki "G" harfi, "generation" yani nesil anlamını taşıyor. 5G, 4G LTE'yi kaldığı yerden devam ettirecek ve telefon görüşmeleri, SMS, web'de gezinti gibi bildiğimiz işlevlerin yanına yüksek bir veri aktarım hızı ekleyecek. 5G ile Ultra HD çözünürlüğündeki videoları indirmek ve karşıya yüklemek, daha hızlı olacak. İnternete bağlı binlerce cihaz hayali de 5G ile birlikte gerçek olabilecek.

4G'den veya 4 buçuk G'den çok mu hızlı?

Kısa cevap: Evet. 4G LTE bugün saniyede 1 gigabit veri aktarabiliyor; yani kısa bir HD filmi indirmeniz, kusursuz koşullarda yaklaşık bir saat sürüyor. Sorun ise 4G'nin maksimum hızına çoğu zaman ulaşamıyor olmanız.

5G, indirme hızlarını saniyede 10 gigabite çıkaracak. Elbette 5G'nin hızı da binalar, duvarlar, diğer sinyaller gibi faktörlerden olumsuz etkilenecek ve muhtemelen bu teorik hıza pek yaklaşmayacak. Ancak buna rağmen 4G'den çok daha hızlı olacak.

Önde gelen iletişim firmalarından oluşan dev konsorsiyumlar, 5G için dünya çapında standartlar oluşturmak üzere çalışıyorlar. Bu standartların çoğu henüz kesinleşmemiş de olsa, uzmanlar 5G'nin geriye yönelik uyumluluk (4G ve 3G ile) sunacağını düşünüyorlar.

5G, 4G'ye kıyasla daha yüksek radyo frekanslarını kullanıyor. 4G, 20 MHz'e kadarki bantları kapsarken 5G, 6GHz'e kadar olan frekans bandını kullanabiliyor. Bu yüksek frekansların kullanılmasının sebebi, çoğunlukla şu an boş olmaları ve verileri daha hızlı taşıyabilmeleri. Sorun ise yüksek frekanslı sinyallerin düşük frekanslar kadar uzağa ulaşmamaları. Bu nedenle 5G'nin sunulduğu yerlerde çoklu giriş ve çıkış antenlerinin (MIMO'lar) kullanılması bekleniyor.

5G ne zaman gelecek?

5G, ABD'nin bazı bölgelerinde test edilmeye başlandı bile. Bununla birlikte birçok uzmana göre 5G, 2020'den önce yaygınlaşmayacak. Ancak beklentiniz yüksek internet hızıysa, 4 sene daha beklemenize fazlasıyla değecek.

Facebook, bütün dünyayı internete bağlama hedefi haritası


Mark Zuckerberg; çoktandır uygulamaya başladığı "dünyayı ele geçirme planında" (ya da herkesi çevrimiçi ortama dahil etme hedefinde) yeni bir adım daha attı. Firmanın Connectivity Lab adlı birimi nüfus yoğunluğunu gösteren haritalarhazırlamak amacıyla görüntü tanımlama teknolojisinden yararlanarak daha önceki veri şemalarından çok daha keskin ve doğru (10 metrelik alanlara kadar inebilen) şemalar elde etmeyi başardı. Facebook böylece tekil kişilerin yakın çevresini de çok daha ayrıntılı bir biçimde gösterebilecek.

Sosyal devin halihazırda var olan neural network ("sinirsel ağ") teknolojisini daha da geliştiren bu hamleyle birlikte belirli yapıların uydu görüntülerinde olup olmadığını hızlıca tespit edebilecek. Dünyanın her yerini ayrıca haritalandırmak yerine sosyal ağ, sadece kendi ağını mevcut 8 bin görsel üzerinde kullandı ve bu sonucu elde etti.

Facebook'un bu sayede daha detaylı haritalara sahip olması, hangi bölgelerin daha iyi bir internet erişimine ihtiyaç duyduğunu ve buralarda en iyi hangi teknolojilerden yararlanılabileceğini (örneğin drone'lar) de bilmesini sağlayacak. Ortak bir data seti oluşturmak için Columbia Üniversitesi'yle işbirliği yapan sosyal ağ; alanında uzman kişilerin insanların nerelerde yaşadıkları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmasını hedefliyor.

Kara delikleri incelemek için uzaya uydu fırlattı


Japonya, uzay araştırmalarında kızılötesi ışınlar kullanacak uydu gönderdi.

Japonya'nın resmi haber ajansı Kyodo News'de yer alan habere göre, Japonya Uzay Araştırma Ajansı (JAXA), ülkenin güneyindeki Tanegashima adasından Astro-H adlı uyduyu, H-2A roketi ile uzaya fırlattı.

JAXA'dan yapılan açıklamada, uydunun fırlatılmadan 14 dakika 15 saniye sonra H-2A roketinden başarılı şekilde ayrıldığı ifade edildi.

Astro-H uydusunun, üç yıl boyunca yörüngesinde, kızılötesi ışınları kullanarakkara deliklerin yapısını araştırması planlanıyor.

Dünyadan yaklaşık 575 kilometre uzaklıktaki yörüngesini 96 dakikada tamamlaması planlanan Astro-H'nin 14 Şubat'ta fırlatılması planlanıyordu, ancak kötü hava şartları sebebiyle fırlatma ertelenmişti.

Mars 2030 ile Kızıl Gezegeni gezin


"Mars 2030" olarak adlandırılan bir sanal gerçeklik uygulaması, Mars araçlarından alınan gerçek verileri kullanarak kullanıcılara mümkün olduğunca gerçek bir Kızıl Gezegen deneyimi sunmayı planlıyor.


Sanal gerçeklik simülasyonu NASA, Fusion Media, MIT'den Space Systems Laboratory ve Take-Two Interactive tarafından satın alınmadan önce Irrational Games için çalışan oyun geliştiricilerinin ortak bir çalışması ile geliştirilmekte. Uygulama, Unreal Engine 4 adlı oyun motorunu kullanacak ve bu oyun motoru, üç boyutlu 360 derece içerik yaratabiliyor.

NASA, oyuncuların simülasyon deneyimlerinin kendilerini kariyer olarak astronotluğu takip edeceklerini ümit ediyor. NASA kıdemli iletişim yöneticisi Erin Mahoney, daha fazla firmanın insan uzay uçuşunu işlerinin temeli haline getirmesi ile uzay uçuşlarının daha yaygın olacağını düşündüklerini söylüyor. Ayrıca Mahoney, kişisel VR deneyimlerinin, bu kavramları gerçekliğe daha fazla yaklaştıracağını düşündüğünün altını çiziyor.

"Mars 2030" sayesinde kullanıcılar direkt olarak Mars yüzeyinde yürüme, Mars araçlarından birini sürme ve gezegen üzerindeki görevleri bir astronotun bakış açısından yaşama deneyimini edinebilecekler. Ayrıca kullanıcıların, diğer kişilerle ortak bir alanda yürüme imkanları da bulunacak.

Uygulamanın 2016 yılı içerisinde yayınlanması bekleniyor.

Visa, geliştiriciler için Visa Developer platformunu başlattığınıduyurdu


Visa, yaptığı açıklamayla şirketin ödeme araçlarına erişim sağlayacak geniş kapsamlı bir geliştirici platformu başlattığını duyurdu. Mobil ödeme kavramını hızlandırmayı amaçlayan Visa Developer isimli yeni program, şirketin 60 yıllık tarihinde ilk kez Visa ödeme teknolojilerini, servislerini ve ürünlerini yazılım geliştiricilerine açmış olacak.

Yeni geliştirici programı ilk olarak hesap sahibini tanımlama teknolojisine erişimin yanı sıra kişiden kişiye (p2p) ödeme çözümleri sunacak. Visa Developer üzerinde şu anda dolandırıcılık önleme, Visa Checkout ödeme servisi, para birimi dönüştürme ve tüketici işlem uyarıları gibi 150'den fazla API kullanıma sunulmuş durumda. Bu araçlar, sunmuş oldukları hizmetlere Visa'nın altyapısını entegre etmek isteyen herhangi bir üçüncü taraf şirket veya geliştiriciye açık durumda.


Geliştirici programının açılması Silikon Vadisi merkezli Visa'nın PayPal ve diğer ödeme sağlayıcıları ile doğrudan rekabet içinde olmasını sağlayacak. Şirket bu alana rakiplerine oranla çok daha geç giriyor olsa da binlerce banka ve diğer finans kurumlarından oluşan geniş ortaklık ağının, diğer şirketler üzerinde bir avantaj oluşturacağını düşünüyor. Visa, gelecek yıl içinde diğer ödeme yetenekleri için daha fazla erişim imkanı sağlamayı da planlıyor.

Google güneş enerjili drone aracılığıyla 5G internet sağlamayı testediyor


Arama motoru ve internet devi Google, New Mexico’da bulunan uzay üssünde 4G’den tam 40 kat daha hızlı internet sağlayacak olan 5G teknolojisini drone’lar aracılığıyla dağıtmak için testleri sürdürüyor.


The Guardian’da yer alan habere göre, SkyBenderkod adıyla andığı ve gizli yürütülen proje haberle birlikte kamuoyuna sızdı. Habere göre Google’ın amacı güneş enerjisiyle çalışacak drone’lar üzerinden, teorik olarak sadece 1 saniyede gigabytelarca veriyi aktarabilen 5G teknolojisini sağlamak.

SkyBender projesi ilk etapta testlerine Centaur isimli yerden kontrolle pilotsuz olarak uçabilen uçaklarla ve Google’ın 2014 yılında satın aldığı Titan Aerospace tarafından üretilen geniş kanatlı ve yüksek irtifalı güneş enerjili drone’larıyla başlamış. Google, Virgin Galactic ve yine Google’ın yatırımcıları arasında bulunduğu SpaceX tarafından da kullanılan Spaceport America hava üssünde bu proje için kendine özel bir uçuş kontrol merkezini de kurmuş.

Google‘ın milimetrik dalga teknolojisini kullandığı SkyBender projesinin testleri başarıya ulaşması halinde, Google interneti balonla yayma projesi Project Loon‘un yanı sıra güneş enerjili drone’lara yönelme ihtimali de bulunuyor. Bunun yanı sıra Google‘ın bu alana ciddi yatırımlar yapıyor olması ve paralelde drone aracılığıyla teslimat projesi Project Wing‘i de yürütmesi Google’ı başarıya götürebilir. Bildiğiniz gibiFacebook da Aquila adını verdiği güneş enerjili drone ile interneti yaymaya çalışıyor ve bu alanda Facebookve Google ciddi bir rekabetin içine girebilir gibi gözüküyor.

Son olarak belirtmek gerekir ki Google‘ın 5G internet teknolojisini drone aracılığıyla yaymasının bir diğer anlamı da artık yakın gelecekte baz istasyonlarının işlevsiz kalabilecek olması. GSM operatörleri SMS karşısında data paketi kullanımıyla pek çok gelirlerinden olmuştu, şimdi ise 5G teknolojisinin drone’lar aracılığıyla yayılacak olması da operatörler tarafında bir risk faktörü olarak kabul edilebilir.

Kablosuz Ağların Hızını 2 Katına Çıkartacak Yeni Standart HaLow, ResmenDuyuruldu!


1999 yılında kurulan Wi-Fi Alliance (Wi-Fi İttifakı), kablosuz ağ bağlantıları için standart oluşturmakla görevli bir kurum. Yapılan açıklamada HaLow adındaki standardı (802.11ah) duyuran Wi-Fi Alliance, bu standardın ‘Nesnelerin İnterneti’ cihazlarının router’larla olan bağlantısını kolaylaştıracak.

HaLow ile uyumlu olan cihazları, frekans hızını 900Mhz’e düşürerek bandın daha aşağıda olmasını sağlayacak. Bu sayede 2.4GHz standardının menzili iki katına çıkacak ve bu sayede sinyaller duvarlardan daha kolay geçebilecek. Yani Wi-Fi’ın net sinyal almasını engelleyen nesneler, bu standart sayesinde artık engel olmaktan çıkacak.


HaLow’u destekleyen cihazlar, 2.4 ve 5 GHz aralığındaki bantlarda çalışabiliyor olacak. 802.11ac olan standart ise sadece 5GHz bağlantıyı destekliyordu.


Düşük enerji tüketimiyle tam bir enerji dostu olan HaLow standardının kulağınıza çok hoş geldiğinden eminim fakat bununla ilgili henüz açıklanmış bir test bulunmuyor. Bu yılın ortasına doğru resmiyet kazanması beklenen bu standardın 2018 yılından itibaren desteklendiği modemlerle birlikte satışa sunulması bekleniyor.

Google ve Ford sürücüsüz araç üretimi için birlikte yeni bir şirketkuruyor


Google ve Ford sürücüsüz otomobillerin üretimini için birlikte hareket etmeye hazırlanıyor. Yahoo Autos’unhaberine göre birlikte yeni ve bağımsız bir şirket kurmak üzere anlaşan şirketler, gelişmeyi 6-9 Ocak tarihleri arasında Las Vegas’ta düzenlenecek olan Consumer Electronics Show’da (CES) duyuracak.

Her iki tarafın da kazançlı çıkacağı anlaşma, Google’ın sürücüsüz araçlar teknolojisini Ford’un otomotiv üretimi alanındaki deneyimiyle birleştiriyor. Halihazırda sürücüsüz araçlar alanında çalışmaları devam eden Ford, bir süredir otomotiv şirketinden mobilite şirketine dönüşümü sağlayacak yenilikler üzerinde çalışıyor. Geçtiğimiz hafta, otonom hibrid modeli Fusion’ın California trafiğinde test sürüşüne başlayacağını duyuran Ford, diğer taraftan Go Ride adından kendi araç paylaşım uygulamasını geliştiriyor. Ford’un CES 2015’te duyurduğu Ford Smart Mobility programı, geleceğin trafiğine uygun çözümler üretmek vizyonuyla hareket ediyor. Ford program kapsamında veri, araç paylaşımı, alternatif ulaşım araçları, bağlantılı ve otonom sürüş gibi kritik alanları kapsayan 25 projeyle işe başlamıştı.

Google bir süredir trafikte test ettiği sürücüsüz araçlarıyla geçtiğimiz Mayıs ayına kadar toplam 1,7 milyon mil (2,7 milyon km) yol aldığını açıklamıştı. Google, bunun 1,7 milyon km’sinin tamamen otonom sürüşle gerçekleştiğini söylüyordu. Testlerin başarısı ve Alphabet’in altında bağımsız bir birim haline gelen sürücüsüz otomobiller, geçtiğimiz Eylül ayında vites yükseltmeye başlamıştı. Sürücüsüz otomobiller biriminin başına Hyundai Motors Amerika’nın eski CEO’su -ve eski bir Ford çalışanı- olan John Krafcik’i getirmişti. Bloomberg yakın zamanda Google’ın sürücüsüz otomobilleri için 2016 yılında Alphabet altında yeni bir şirket kuracağını yazmıştı.

Google ve Ford anlaşmasıyla ilgili önemli bir not, anlaşmanın Ford’a üretim konusunda bir ayrıcalık tanımaması. Yani Ford anlaşması Google’ın farklı otomotiv üreticileriyle iş birliği yapmasına engel teşkil etmiyor. Google’ın akıllı telefonlar, akıllı saatler ve diğer donanım projelerinde izlediği yol düşünüldüğünde, sürücüsüz araç teknolojisi için de benzer bir üretim stratejisi takip edeceği ön görülebilir. Bu konuda henüz resmi bir açıklama yok. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Çılgın Türk kızları İnovasyon Haftası’nda ayakta alkışlandı


Amerikalıların ‘Çılgın Türk kızı’ diye adlandırdığı ‘Giyilebilir Kalp Pili’ mucidi Canan Değdeviren, panelde bilim dünyasına kazandırdığı önemli buluşlarını anlattı. Canan Dağdeviren, ABD’de yayımlanan Forbes’ın 35 yaşından küçük 30 bilim insanı arasına girdi. Dağdeviren aynı zamanda Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilimsel çalışmalarda adını duyurarak Harvard Üniversitesi’nin genç akademi üyeliğine seçilen ilk Türk insanı oldu.

Türkiye İnovasyon Haftası’nda konuşan Canan Dağdeviren, bilim dünyasını  ayağa kaldıran giyilebilir kalp pilinin çocukluk hayali olduğunu söyleyerek, “Giyilebilir Kalp Pili, vücutla uyumlu kalbin atış enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor. Saç telinden yüz kat daha ince olan aleti kalp hissetmiyor” dedi.

Canan Dağdeviren bir başka önemli projesinin de deri kanserini erken teşhis etmeyi sağlayan dövme olduğunu söyledi. Dağdeviren, derinin herhangi bir yerine yaptırılan dövme aracılığıyla sistemde bulunan küçük devreler aracılığıyla sistemin çalıştığını ve sistemi dermatologlarla birlikte denediklerini ve sonuçların hastalarla uyumlu çıktığını belirtti.

Çipli haplarla vücudun her noktasının dili çözülecek

Canan Dağdeviren Bilim insanlarının daha çok doğadan etkilenmesine karşın kendisinin çevresindeki insanlardan etkilenerek buluşlar yaptığını aktararak, “Yengemi beyin tümöründen kaybettik. Bundan etkilenerek parkinson, alzheimer ve beyin tümörüne sahip insanların ilaç tedavisi sırasında vücutlarındaki zararı önlemek için bir alet geliştirdim.  Tasarladığım alet beynin kırık noktalarını buluyor ve ilacı direk o noktalara aktarılmasını sağlıyor. Teyzemi de meme kanseri nedeni ile kaybettik. Bu olaydan sonrada da 2017’de tamamlayacağım bir proje geliştirdim. 4 boyutlu aletler yapacağım. Çipli haplar yutacağız. Bu haplar aracılığıyla vücudumuzdaki her noktanın dilini çözeceğiz” diye konuştu. ‘İnovasyon istiyorsak özgür ortamlar yaratalım’ ifadelerini kullanan Dağdeviren, bilim dünyasında da  kadınlara ihtiyaç olduğunu, Türk kültürünü Amerika’da yansıtmaya çalıştığını söyledi.

Hayatın pek çok alanında robotlar

Panelde konuşan ve ilgi gören  bir başka isim de robotların hayatımızdaki rolünü ve gelecekteki rollerini anlatan Egzersiz Eğitmeni İnsansı Robot Mucidi Binnur Görer oldu. Görer, bilgisayar mühendisliğinde yapay zeka kısmında araştırma yaptığını aktararak, şöyle devam etti:



Robotik uygulama alanlarımız Eğitim, Ev Servisi, Arama-kurtarma ve Yaşlı Bakım alanları. Robotlar çocuklarımıza ders anlatarak onların derslerindeki başarısını artırabilir. Yine Ev Servisi robotları tatile çıktığınızda evi kontrol etme konusunda size yardımcı olabilirler. Yaşlılara egsersiz yaptırabilirler. Arama-kurtarma robotları felaketlerde hayati önem taşıyan yardımcılar olabilirler.

Görme engellilere sinema salonlarının kapılarını açan uygulama

Young Guru Academy (YGA) Proje Lideri Duygu Kayaman, Türkiye İnovasyon Haftası kapsamında düzenlenen panelde kurduğu Hayal Ortağım sistemi ile görme engellilerin sosyal hayatta karşılaştığı sorunları gidermeye çalıştığını anlattı. Sistemin AVM ve sinemalarda çalıştığını aktaran Kayaman, “Hayal Ortağım sisteminin 150 bin kullanıcısı var. Görme engelli kullanıcılar AVM’ye gittiğinde hangi mağazanın önünde durduklarının bilgisini sistemden öğrenebiliyorlar.  Yine Türkiye’nin her sinema salonunda kullanılabilen sistem aracılığıyla filmleri izliyormuş gibi anlamaları sağlanıyor.



Nano hap yutarak kanser teşhisi yapılacak

Twente Üniversitesi Baş Bilimsel Büyükelçisi Dave Blank da günümüzde nano teknoloji alanında çok önemli inovasyonlar gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Nano teknoloji ile çok küçük objeler üretildiğini vurgulayan Blank, “Nano teknoloji adından çok heyecan duyuyoruz. Çünkü nano teknoloji sayesinde örneğin DNA, alyuvarlar gibi yaşamın çok önemli kaynaklarını inceleyecek kadar küçük boyutlara inebiliyoruz” dedi.

Dave Blank, nano teknolojinin özellikle tıp alanında önemli faydalar sağladığına, nano partiküller sayesinde birkaç dakika içinde vücut içindeki milyonlarca hücrenin incelenebildiğine dikkat çekti. Blank, bu sayede vücut içindeki tümörlerin algılandığına ve DNA içine yerleşen partiküller sayesinde ilaç tedavisinin yapılabildiğine dikkat çekti. Gelecekte laboratuvar gibi çalışacak bir nano hap ile vücutta tümör olup olmadığının da ortaya çıkacağını söyleyen Blank, şöyle konuştu:

Artık nano teknolojide tıp alanına ilişkin nanopill (nano hap) fikrine doğru geliyoruz. Nano hap, bir anlamda laboratuvar gibi çalışacak. Hap sayesinde özellikle DNA, RNA gibi ölçümler sayesinde kanser araştırması yapılması mümkün olacak. Hap yutulduktan sonra, vücut içindeki mikropları bulup ölçüm yapacak ve bu bilgileri cep telefonunuza iletecek. Bu tür bir ürün henüz pazara sunulmadı. Laboratuvar ortamında geliştirilen bu ürünün elbette sorunu tam olarak çözmesi önemli. Yani hapın tümörün nerede olduğu gibi bilgileri ve fotoğrafları cep telefonuna göndermesi gerekiyor. Dolayısıyla ürün tam olarak bitmeden pazara sunulması şu aşamada mümkün değil.”

TİM ‘Sosyal İnovasyon Ödülleri’ sahiplerine verildi

TİM ‘Sosyal İnovasyon Ödülleri’nde de “Bir kişiden 100 bin TL almak yerine 100 bin kişiden birer TL almak” yöntemini kullanan ‘Birlikte bir ilke’ projesi ile Cemil Cihan Özalevli, YGA-Arçelik işbirliğindeki ‘Bilim Kiti’ projesi ve yine YGA - Turkcell işbirliğindeki ‘Hayal Ortağım’ projeleri elde etti. Proje sahiplerine ödüllerini TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi verdi.

Türk öğrenci 3D yazıcı ile kemik kırıklarını iyileştiren alçı yaptı!


3D yazıcılar ile yapmadığımız hiçbir şey kalmadı diyebiliriz. Zira arabadan, silaha, silahtan da elbiseye kadar birçok ürün yapıldı ve kullanıldı. 3D yazıcılar ile yapılan apartlar ise genellikle eğlence amaçlı kullanılmakta.

Deniz Karaşahin isimli Türk öğrenci ise 3D yazıcı ile tıp sektörünü kökünden değiştirecek bir buluşa imza attı. Kemik kırılmalarında iyileşme sürecini %48 ile %80 oranında azaltan yeni bir alçı yapan Karaşahin'in bu buluşu oldukça konuşulacak gibi görünüyor.



Ultrasonik dalgalar ve titreşimler yayan bu alçı sayesinde kemik kırıkları hızla iyileşirken hastaların da alçı içi kaşınma gibi sorunları ortadan kalkıyor...



Konu ile ilgili ayrıntılar geldikçe sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz...

Düşünceyle köpek balığı kontrolü mümkün olabilir mi?


Düşünce gücüyle ya da daha doğru tabirle beynin elektriksel iletimiyle bazı aparatların hareket ettirilmesi uzun süredir kullanılan bir teknoloji. Özellikle uzuvlarını kaybeden kişilere takılan biyonik kollar ve yapay kaslar bu işi oldukça iyi bir şekilde yerine getiriyor.

Açık kaynak kodlu biyonik yazılım ve donanım geliştiren OpenBCI ise durumu daha da ileri götürerek aynı anda birden çok kişinin bir aygıt üzerinde yoğunlaşmasını ve bir aygıtın aynı anda farklı beyin sinyalleri ile kullanılmasının önünü açmaya hazırlanıyor.

OpenBCI çalışanları havada gezen bir köpek balığının sağa, sola, dalma ve yüzeye çıkma hareketlerini başarıyla tamamlayarak düşünce gücüyle çok daha büyük işlerin yapılabilmesinin önünü açtılar. Bu yenilik için düşünceleriniz nedir bilemeyiz ama OpenBCI kurucuları bunun bir devrim olduğunu belirtiyorlar.

Bakalım otonom araçlar yakında düşlerimize girebilecek mi?

Kaynak: Wired

SanDisk Connect Wireless Stick Video İnceleme


Son dönemde oldukça inovatif ürünler inceledik. Akıllı gözlükten tutun akıllı bilekliklere, akıllı telefonlardan akıllı ateş ölçerlere kadar incelemediğimiz ürün neredeyse kalmadı ama tüm bu ürünler içinde bizi en çok etkileyen donanım SanDisk Connect Wireless Stick'i başka bir yere koyuyoruz.

Ürün oldukça basit bir donanım. SanDisk Connect Wireless Stick ile satandart bir USB Flash Diske eklenen Wireless özelliği sayesinde kendi bulut ağınızı oluşturabiliyor ve buna farklı cihazlardan ulaşabiliyorsunuz. Hem PC, hem iOS hem de Android cihazlar ile eşleştirilebilen SanDisk Connect Wireless Stick sayesinde telefonunuzda ekstradan yer kaplayan dosyaları buna aktarıp telefonunuzdan SanDisk Connect Wireless Stick'e ulaşıp dosyalarınızı oynatabiliyorsunuz. SanDisk Connect Wireless Stick'in en önemli özelliklerinden birisi de telefonunuzda çektiğiniz fotoğraf ve videolarında anlık olarak SanDisk Connect Wireless Stick'e yedeklenmesidir...



SanDisk Connect Wireless Stick sayesinde telefonunda 16 GB depolama alanı bulunan ve telefonunda ekstradan Micro SD kart desteği olmayan mobil cihaz sahipleri büyük bir özgürlüğe kavuşuyor. SanDisk Connect Wireless Stick'in özellikle 16 GB iPhone sahipleri için can kurtarıcı olacağına inanıyoruz.

Bizim oldukça beğendiğimiz SanDisk Connect Wireless Stick'in video incelemesini aşağıdan izleyebilirsiniz...



Güneşi 4K izleyin! (Video)


Uzayı en ince ayrıntılarına kadar inceleyen Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), gelişen teknolojinin de yardımı ile uzay çalışmalarına daha ayrıntılı bir şekilde incelemeye devam ediyor.

 NASA şimdi de Güneşi 4K olarak görüntüleyerek videosunu yayınladı. 4K video sayesinde Güneş, hiç görülmediği kadar net ve ayrıntılı görülebiliyor.

Aşağıda NASA‘nın yayınladığı Güneş videosunu 4K olarak izleyebilirsiniz.



Facebook, yapay zeka ile fotoğrafları okuyor


Bir resim, bin kelimeye bedeldir ancak bu görme engeli bulunmayan kişiler için geçerlidir. Peki görme engelli kişiler ?

Bugün detaylarına burada yer verdiğimiz önemli rakamsal veriler açıklayan sosyal medyanın büyük ismi Faceobook, aynı zamanda CEO Mark Zuckerberg'in yayınladığı bir video ile görme engeller için inanılma faydalı bir teknoloji üzerinde çalıştığını da müjdeledi. Şimdilik geliştirme sürecinin başında bulunan teknoloji, özel algoritma etrafında çalışan yapay zekayla sosyal ağın fotoğrafları okumasına dayanıyor.


Bu sayede görme engelli kişiler bir fotoğraf içerisinde ne olduğunu sesli olarak duyabiliyor ve aynı zamanda fotoğrafın aldığı etkileşim (Beğenme ile yorum) seviyeside yine sesli olarak kişilere aktarılabiliyor. Sistem fotoğrafları örneğin "ağaç, gökyüzü, dış mekan bulut ya da altı kişi, çocuk, yakın çekim " gibi kelimeler ile aktarıyor ve bunun ilerleyen dönemde çok daha akıcı hale getirilmesi hedefleniyor.


Görme engelli kişileri aktif hayat içerisinde bağlamak adına çok güzel düşünülen yapa zeka teknolojisi hakkında hazırlanan tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Facebook Go Oyununda İnsanları Yenebilen Yapay Zeka Üzerinde Çalışıyor


Yaklaşık 2500 yıllık bir geçmişe sahip olan Go (Baduk) oyununda insanları yenebilecek bir yazılım geliştirilebilir mi? Facebook, uzun zamandır bilim adamlarının çözemediği bu soruna yakın zamanda bir çözüm bulacak gibi görünüyor. Zira yapılan açıklamaya göre Facebook, bu strateji oyununda insanları yenebilecek yeni bir yapay zeka teknolojisi üzerinde çalışıyor.

Hatırlarsanız, 1997 yılında IBM tarafından geliştirilen ve satrançta saniyede 200 milyon hamle deneyebilen Deep Blue isimli bilgisayar, dünya şampiyonu olan Garri Kasparov‘u yenmeyi başarmıştı. Ancak Go oyunu satrançtan daha karmaşık bir yapıya sahip. Siyah ve beyaz taşlar ile oynanan Go, 19×19 zemin üzerinde oynanıyor. Bu da basit kurallara sahip olsa da Gooyununu satranca göre daha fazla permütasyona sahip bir oyun haline getiriyor.

Facebook ise bu zor problemi çözmesi için yeni bir yapay zeka teknolojisi üzerinde çalışıyor. Facebook’un teknoloji biriminden sorumlu Mike Schroepfer, en iyi oyuncuların (insanlar) görsel desenlere bakarak karar verdiğini, bu görsel desenlerin de oyunculara hangi düzenin iyi hangisinin kötü olduğu konusunda yardımcı olduğunu belirtiyor. Bu sebeple geliştirdikleri yapay zeka teknolojisine, standart oyun kurallarının yanı sıra; görsel tanımlama sistemi eklediklerini de ifade ediyor.

Başlatılan proje Facebook’un son zamanlarda üzerinde durduğu deep learning (derin öğrenme) çabalarının bir parçası olarak lanse ediliyor. Eğer Facebook bunu başarırsa, insan beynini taklit edebilen; istatistik ve olasılıkları hesaplayarak ileri boyutlarda çözüm getiren bir yapay zekaürünü ortaya koymuş olacak.

Facebook’un yapay zeka çalışmaları bununla da sınırlı değil. Zira kendi platformu üzerinde de görseller ile eşleştirilen doğal dil işleme teknolojisi sayesinde “Fotoğraftaki kişi elinde hangi nesneyi tutuyor” gibi sorulara cevap verilmesi amaçlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Messenger platformu için duyurduğu kişisel asistan M de bu konuda sarfedilen çabaların bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor.
← Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar →